Merhaba Gözlemlerime göre evrensel bir depresif olma sürecindeyiz. Olsun, hayat garip anların toplamı. Depresif ruh halleri çok garip anlar yaşatabiliyor. İşin güzel tarafı depresif hissettiğim için günlerdir odamdan çıkmadım ve buları yazmaktan başka bir işim yok. Yeşil çay, kahve, müslüm gürses, ceylan ertem, yeşil çay... Bi tane yeşil çay buldum, naneli. Naneli elmalı nargile içerken aldığımız aroma gibi bir aroma veriyor birkaç saniye de kalıyor o aroma hatta. Bu durumdan çok mutluyum. 6-7 kiş yurtta kalıyoruz, herkes ailesinin yanına ülkesine döndü. Bizim de paramız bitti bir de hava soğuk. İşte acıklı şarkılar dinleyip emek yapıyoruz, kek yapıyoruz sonra ben bulaşık yıkıyorum. Böyle geçiyor günler. Yeni yıla çok çılgın giriyorum anlayacağın. Az önce koridorda sesler duydum tam yerimden kalkıp bir bakayım derken kapıyı açtığım an ayağıma kramp girdi. Ben çığlık çığlığa bağırırken mutfağımda elinde 3 tane bıçakla bişey oymaya çalışan bir kız, durduk yere gülen bir oğlan ve yürürken...
Kayıtlar
2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Merhaba Durmak istiyorum, sadece durmak. Kafamın içinde koca bir dünya var ve içinde her şeyden biraz. Fakat ben kendimi o dünyanın içinde bir yere koyamıyorum. Neden kendimizi bir yerlere koyma ihtiyacı içindeyiz sürekli? Bir şey olma, bir şey yapma, koluna birini takma, yanına birisini koyma, onun busu-bunun şusu olma. Toplumsal rollenmeler, üstlenmeler. Kendini daha tam tanımazken başkasının kafasındaki sen tanımını üstüne giymeye çalışmak. NEDEN ? Fakat ben durmak istiyorum. Neyin ne olduğunu anlayana kadar kimse olmak istemiyorum. Kimsenin hiçbir şeyi olmayayım, kafalarda tanımlanan herhangi bir Yağmur olmayayım. Neden olayım ki ? Başladığın noktadan ne kadar uzağa gidersen kendinden ve bildiğin gerçeklerden o kadar kopuyorsun. Kopmak korkutucu gelebiliyor bazen ama sonuna kadar yürüyünce gerçek benliğinle daha çok yüzleşiyorsun. Tanıdık bildik bir ortamın ya da toplumun olmasını istediği benlikten uzaklaştıkça gerçek benliğine yaklaşıyorsun. Davranış metodlarınla karakte...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Tekrar merhaba; Acıklı olduğunu sandığım ama hiç acıklı olmayan hikayemle biraz içimi döktüğüme göre devam edebilirim. Çok garip bir ailem var. Az önce babannem telefonda askerlik bitti mi kızım diye benle dalga geçti. Detaylarda boğulmak istiyorum. Normal şartlarda kış aylarını kahve- sıcak çikolata- dağınık bir oda ve kitaplarıma gömülerek geçiririm. Bundan da çok mutlu olurum, ancak burda kendimi 'vaktim çok sınırlı, gezmeliyim, yaşamalıyım, birşeyler yapmalıyım'a çok kaptırdığımdan arada bir ona da ihtiyaç duyuyorum. Birşeyler yapmalıyım, BİRŞEYLER YAPMALIYIZ! Dün mutfakta bir Portekizliye bizim sokakta oynadığımız simit oyununu anlattım. Haftaya herkes dönünce hepsine simit kelimesini öğreteceğim. Karlı havada simit oynayacağız. Böyle de bir hayalim var. Barcelona'da bir hostelde çalışan Koreli kızlara haşladıkları tavuk suyunu dökmemeleri gerektiğini, onunla tavuk suyuna pilav yapmaları gerektiğini anlattım. Ben Marta Stewart mıyım dedim sonra kendime. O göbek bağını...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Merhaba; Keşke sesim güzel olsaydı da acıklı bir türkü patlatıp rahatlasaydım, ama mümkün değil. Acıklı bir yazı patlatıp rahatlayacağım. Okumamak da bir seçim. Bu hayatta yaptığım en iyi şeylerden biri insanların seçimlerine saygı duymaktır, seçtiği ben olmasam bile, yeri gelmişken kullanayım. Hayatımın en ilginç tecrübelerinden birini yaşıyorum. Bunu yaşamış, yaşayan ve yaşayacak tek kişi değilim ama hepimizin yerine bir konuşup rahatlayayım. Merhaba Erasmusseverler... Herkesin Erasmus programı ve Erasmusa giden öğrenciler hakkında saçma sapan fikirleri var. Peki bu bireyler ailelerinden ve sevdiklerinden kilometrelerce uzakta, kısıtlı bir parayla ve sınırsız özgürlükle ne yaşıyorlar ? Erasmus deyince çılgın partiler, yüksek doz alkol ve herkesin birbirinin kucağına atladığı saçma sapan bir ortamdan başka birşey hayal ettirmediler sizlere bu zamana kadar. Fakat hayır efendim öyle değil. Bazen ailelerimiz bile yanılgıya düşüp bizlere buraya 6 aylık 5 yıldızlı bir tatile gelmişiz...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Merhaba Sonunda ne anlama geldiğini bilmediğim 'sıcak çikolata hikayeleri ve modern nevresim aşkları' başlıklı yazıma geçebiliriz. Uzaktan geliyorum. Sabah 06.30'da, çılgın bir Polonya soğuğunda trenle yuvaya vardık. Yolda Berlin'den gelen diğer Erasmus ekibiyle karşılaştık ve herkes sarhoş, yorgun ve üşümüştü. Taksiciden de bir güzel kazık yedik, para üstünü de az verdi. AYIP. Duştan sonra saçlarım ıslak bir saat uyuyakalıp uyanır uyanmaz burnumu çeke çeke derse gittim. ARKA SIRA UYAN cümlesinin öznesi o kız bendim ama başardım. Sanırım Platon'la ilgili birşeyler anlatılıyordu. Dediğim gibi 2006'dan beri ders dilemiyorum. Bi ara bu konuyu halledeceğim. Şimdi çılgın Erasmus partisi verdiğim yurt odamda bağdaş kurdum kahvemi içiyorum ve yazıyorum. (ODAMDAKİ ÇILGIN ERASMUS PARTİLERİ) Çok düşünüyorum Allah da beni kahretmesin o zaman. Bazen uykusuz yorgun ve açken çakralarım açılıyor gibi oluyor hayatın sırrını çözüyorum sanki. Sonra hemen ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Merhaba Bu gece içimdeki ateş hepinizin içini ısıtsın isterim. Bu yazım modern nevresim aşkları ve sıcak çikolata hikayeleri hakkında olacaktı ama olamadı. Zaten bunun tam olarak ne demek olduğu hakkında da hiçbir fikrim yok. Lisedeyken sürekli fantastik romanlar okurdum .Evde kaldığım zamanlar gece babam uyanır ışığımın son anda kapandığını fark edip kapımda bir süre tehditkar bir şekilde dururdu. Bazen de direk yakalanırdım ve azarı işitirdim. Uyu artık, sabah nasıl kalkacaksın, bu saate kadar oturulur mu, kızım sen bir manyaksın cümleleriyle vedalaşırdık. Fantastik romanlar benim için bu evrenden uzaklaşma yöntemiydi bir nevi. Düşünsene okuduğun kitap seni başka bir gezegene götürüyor ve oradaki evrende iki tane güneş var. Kimin aklına gelir bu yahu? Bazen 'ben tek güneşli evrenden çıkıp çift güneşli evrene geçiş yapmışım baba sen bana neden kızıyorsun' demezdim ama kendimi affettirmek için gidip yanaklarından öperek şirinlik yapıp yolculardım babamı mesela. O gider g...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
MERHABA Her sabah olduğu gibi bu sabah da 'gözlüğüm nerda gözlüğüm nerda' diye aranarak uyandım. Sürekli ilginç yerlerde kaybettiğim için iki tane gözlüğüm var ve buna rağmen bazen ikisini de kaybedebiliyorum. İşte böyle zamanlarda en yakınlarımı, arkadaşlarımı, ailemi özlüyorum. Mesela Ezgi olsa şimdi 'öff gerizekalı bu kız yemin ediyorum ya' surat ifadesiyle gözlüğümü eliyle koymuş gibi bulur getirirdi. İşte böyle anlarda özlüyor insan. (GÖZLÜĞÜMÜ KAYBETTİĞİMDE EZGİ) Aranızda hiç havaş otobüsünde ya da otogarda ağlamayan var mı? Uzun yolculuklarda sevdiklerinle ayrılamadan önce otobüsteki amcaların merhametli bakışlarından gözlerini kaçırarak hafif hafif burnunu çekmek şarttır. Ağlamıyorsan sorun var arkadaşım. Her gün de yola çıkacak olsam o gözyaşı akacak. O bahsettiğim özlediğin insanları Allah'a emanet etmeyi teyit eden bir harekettir ağlamak. Otogar anıları da hep unutulur ama birbirini hiç tanımayan ağlayan insanlar birbirine sarılıp destek ol...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Merhaba Üç farklı üniversiteden kabul mektubu alıp da sonuncusuna zar zor gelebilen ilk Erasmus öğrencisi olarak hepinizi selamlıyorum. ZAFER BENİM! HALKI SELAMLAMA İTEMİ - ÖPÜCÜKLÜ Yazın son günleri, yine balkonda oturuyorum. Birden kendime dedim ki yavrum neden böyle ilginç olaylar senin başına geliyor. Yani insanın Erasmus'a gideceği okul batar mı yahu? Sonra aniden çok sevdiğim bir adamdan telefon geliyor. Her zamanki gibi az ve öz konuşuyor 'özel insanların başına özel şeyler gelir ki herşey bittiğinde anlatacak güzel bir hikayeleri olsun' ve her zamanki gibi güle güle demeden telefonu kapatıyor. O gece dört saat balkon demirlerine yaslanıp kahve içtim, ay ışığını izledim, balkonda bir tur attım ve neden balkonumuzda olduğundan hala emin olmadığım belediye bankına oturdum, sonra kalkıp tekrar demirlere yaslandım. Arada bir gözlerim doldu taştı elimin tersiyle sildim (yalan-höykürmekten sümüğü yerlere damladı) ve kahvemden bir yudum daha aldım. Canımın köşes...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
MERHABA Size bu yazımda sinir, mimikler ve çıldırmamaktan bahsedeceğim. Bu üç kelimeyi tek cümle içinde kullanarak şu anda muhtemelen "hönk" dedirttim sizlere. Sorun değil bu aralar ben de bol bol hönklüyorum. Birlikte hönkleyelim. Birlikten kuvvet doğar! Sinirli bir insansanız ve bu hayatta geçirdiğiniz uzun yıllar sonucunda bunu artık kabul ettiyseniz çıldırmamak adına bazı yöntemler izlemeniz gerekmektedir. Sizlere Avangerstan muhteşem bir sahne hatırlatmak isterim. Bütün yakışıklılığı ve karizmasıyla Mark Ruffalo filmde Hulk rolündedir. Ama uzun zamandır sinirini bastırmanın yollarını bulmuş ve kocaman yeşil bir deve dönüşmemiştir. Tam savaşın ortasında yürüdüğü yerde birden üstünü başını yırtarak Hulk'ı ortaya çıkarır. Savaş bitince sorarlar vay adam sen hani sinirlenmiyordun artık diye. Yüzünde tehlikeli bir gülümsemeyle "saçmalamayın olum ben her zaman sinirliyim ki" der. Benimki de bir Hulk hikayesi işte. Aslında her zaman sinirliyim. Özüm b...