Kayıtlar

Eylül, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Merhaba Yağmur tam bağımsız; tüm tatlı hüznü, çekilmez karın ağrısı ve tonlarca kafa karışıklığıyla online. Tam bağımsız dediğime bakmayın. Kimse beni sevmiyor da ondan bağımsızım. Sevilmiyorum yani baya baya. Bir annem seviyor beni o da sevsin bi zahmet. Doğurmasaydın be kadın! Ben mi doğmak istedim?  Neyse bu konulara girmeyelim şimdi. Yıllardır bir başıma bir oraya göçüyorum bir buraya. E bir dönem yurt dışı da oldu. Orda da ordan oraya göçtüm.  Kaç tane valiz parçaladım bu yollarda bilinmez. Dün annem yine bana kalite paçalarından akan havalı bir valiz alarak beni şımarttı. Beni bu hayatta bir annem şımarttı zaten. Ha burayı geçmiştik dimi. Bu son valiz olmayacak onu da iyi biliyorum. Çünkü benim adım Yağmur tam bağımsız. Yani pek sevenim yok. Ya o anlamda değil, elbette sevenim çok da (inşallah öyledir yani) elimden tutanım yok. Otur dizimin dibinde diyenim yok. Bir annem diyor işte sonra onun da içi elvermiyor mutsuz olduğumu görünce burda. Yoksa onun dizinin d...
Resim
Merhaba Sevğiliyagmur hala online Dün akşam babam dedi ki gitme kızım ne güzel yemeğimi yapıyorsun, temizliğimi yapıyorsun, akşam kapıyı sen açıyorsun. Baba ne kadar ayıp ya dedim. Ne kadar ayıp harika yemekler yapabiliyorum ve biraz temizlik hastasıyım diye beni alıkoyma ya dedim. Hayret bişey yani dedim. İyi demiş miyim? Bir ara hayatımdaki problemleri temizlik yaparak aşabileceğini düşünen birisi olmuştum. Eve gelseniz sizi bile önce domestoslu suya yatırır ardından on sefer suya batırıp çıkararak durular ve hemen sonra bol buharlı ütüden geçirirdim. Ama baktım ki pek bir işe yaramıyor yaşasın miktoplar diyip bir doz kısıtlama getirdim. Artık sadece 5-6 kez durulama suyuna sokup çıkarıyorum çok değil.  Neyse gelelim bu yazının ana temasına. Bu sefer konumuz DALIŞ. Küçüklüğümden bu yana bu camianın içindeyim. Eğer herhangi bi dalış eğitmenim falan şu an bu yazıyı okuyorsa muhtemelen yüzerliğimi bi türlü ayarlayamadığım için sallama şimdi diye beee diye benle dalga geçi...
Resim
Merhaba yeniden.  Uzun zamandır arka arkaya blog yazmamıştım o yüzden biraz kıçımı kırıp pencere kenarındaki yatağıma gömüldüm, çoraplarımı giydim, kahvemi hazır ettim ve arkama 4 tane yastık dizip bilgisayarımı açabildim.  Çoraplarımı giydim kısmındaki mutluluğu sezdiniz di mi? Noel babalı çoraplar, kırmızı çoraplar, yeşil çoraplar, işlemeli çoraplar, örme çoraplar ve cam kenarında yatağa bağdaş kurmak. Playlist'i açıp kendi haline bırakmak ve çıkan her şarkıya göre ruh hali değiştirmek.  İnsanın en çok vakit geçirmesi gereken kişi kendisidir bana göre. Etrafından önce kendisini anlamalı, etrafından önce kendisini keşfetmeli ve hatta sevmeli. Her şeyi dış dünyada arayan insanlar genel olarak tatminsizlik halindedirler bundan dolayı. Sevgi, özgürlük, güven, umut... Eğer bunların eksikliğini çekiyor ve sürekli başkalarında arıyorsanız korkarım hiç mutlu olamayacaksınız. İmkanınız varsa oturup kendinizle baş başa kalmak tek çare. (yoksa da yaratın canım aa.) Ben...
Resim
Merhaba Back to school içerikli yazımla yeniden sizlerleyim. Bu yazımı beni sırtımdan vuran canım süt kardeşim, kuzenim Murat'a armağan ediyorum.  Geçen gün Murat bana dedi ki:"Yağmur bazen gerçekten çok salak konular hakkında yazıyorsun ama yine de yazdıklarını okumayı seviyorum." Sevgili Murat, bazen çok salak konular hakkında yazıyorum çünkü beynim onları düşünüyor, engelleyemiyorum yani :/ Beni daha 10 günlükkenden bu yana tanıyan biri olarak çok üstüme gelmiyor musun sence de ? :)) Gerçi Murat'a göre biz on günlükkenden beri tanışmıyormuşuz. Bizim bir tanışma faslımız olmuş. 4-5 yaşlarında iki çocuk birbirimize gidip eyvallah bro diyerek el sıkışmışız falan. Ya böyle bişey mümkün mü insan kardeşiyle tanışır mı? Ahahahahahahahaha. Murat böyle biraz hayalgücü geniş bir arkadaşımız işte. Bana 18 yaşındayken artık benle oyun oynamıyosun diyip küsmüştü. Ya benim ergen sancılarım, varoluşsal kaygılarım varken senle ne oynayabilirim o esnada Allah aşkına?  ...