Kayıtlar

Kasım, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Hastane koridorunda duvar kenarına çömelmiş; durgun bir su gibi sakin, ölüm kadar sessiz bir şekilde oturuyordu. Şu anda hayatı görebildiğim bu gözlerle bir şeyler yazabilsem neler yazardım diye geçirdi içinden. Ama masa başına oturduğunda hepsi uçup gidecekti, bunu adı gibi biliyordu. Aynı noktaya sabitlenmiş, saniyenin onda birinde gerçekleşen en yavaş anı bile idrak edebilmenin verdiği tatsızlıkla etrafı izliyordu. Gözlerini tek bir noktadan ayırmadan etrafında olan her şeyi görüyor, duyuyor, seziyordu. "Keşke şu anda beyin kanaması geçirsem." diye geçirdi içinden. "Ya da belki ağlasam biraz rahatlarım." diye bakmaya devam etti bir metre uzağındaki boz sarı, hastalıklı duvara. Dudağı küçümseyen bir gülümsemeyle kendisiyle alay etti resmen. Ağlamak, yüzyıllar öncesinde kalmış bir ihtimaldi şu an için. En son ne zaman ağlamıştı gerçekten canı yandığında? Küçükken düşüp kolunu kırdığında haykırarak ağlamıştı sanki, hayal meyal hatırlıyordu. Gülümsemesi, anı...
Merhabaaa merhaba Uzun zamandır blog yazacak bir ruh halinde değildim ama şu an Jay Z feat Kanye West dinleyip kendi kendime diss çekiyorum. Ruh halimden anlayacağınız gibi blog yazmaya yeniden hazırımmmmmm. Yazmadığım bu süreç içinde toplam 3 taslak oluşturdum ve hepsi birbirinden leş yazılar olup tarafımdan yarım bırakıldı. Türlü duvar izleme ve bunalıma girme pozisyonları keşfettim. Kötü kötü rüyalar gördüm. Yaşadığım şehri değiştirdim, yeni bir eve taşındım. Onlarca yeni insanla tanıştım. Umutlandım, hayal kırıklığına uğradım ve saçımı boyattım.  İnsan içinden bir şey yapmak gelmediği zaman kendisini buna asla zorlamamalı. Ben de o yüzden birsüredir yazmıyorum. Farkında değiliz ama ruhumuz çok kırılgan. Çoğu zaman çığlık atmak, ağlamak, sarılmak istediğimiz zamanlarda kendimizi bastırıyoruz ve boğazımızda bir yumru oluşuyor. İçten gelen gürültülü bir yutma sesiyle oluşan yumruyu aşağıya itmeye çalışırken içimizden gelen arzuyu da beraberinde bastırmaya çalışıyoruz. Sonra...