Merhaba
Gözlemlerime göre evrensel bir depresif olma sürecindeyiz. Olsun, hayat garip anların toplamı. Depresif ruh halleri çok garip anlar yaşatabiliyor. İşin güzel tarafı depresif hissettiğim için günlerdir odamdan çıkmadım ve buları yazmaktan başka bir işim yok. Yeşil çay, kahve, müslüm gürses, ceylan ertem, yeşil çay...
Bi tane yeşil çay buldum, naneli. Naneli elmalı nargile içerken aldığımız aroma gibi bir aroma veriyor birkaç saniye de kalıyor o aroma hatta. Bu durumdan çok mutluyum.
6-7 kiş yurtta kalıyoruz, herkes ailesinin yanına ülkesine döndü. Bizim de paramız bitti bir de hava soğuk. İşte acıklı şarkılar dinleyip emek yapıyoruz, kek yapıyoruz sonra ben bulaşık yıkıyorum. Böyle geçiyor günler. Yeni yıla çok çılgın giriyorum anlayacağın.
Az önce koridorda sesler duydum tam yerimden kalkıp bir bakayım derken kapıyı açtığım an ayağıma kramp girdi. Ben çığlık çığlığa bağırırken mutfağımda elinde 3 tane bıçakla bişey oymaya çalışan bir kız, durduk yere gülen bir oğlan ve yürürken doğal bir alkol kokusu yayan bir oğlan daha duruyordu. Kız 3 tane bıçakla marketten çaldığımız alışveriş sepetine attığı 1 zlotyi çıkarmaya çalışıyormuş, oğlan bana artık müslüm dinleme be yeter demeye gelmiş, sarhoş olansa öyle baktı gitti. Kaç gündür böyleyiz. Ev arkadaşım yemekleri küçük kaplara koyup açıkta kalan yerlerini örtüyor. Baharatları küçük küçük salça kaplarına doldurup ağzını kapatıp mutlu oluyoruz. Bize iki dönem daha yetecek nane ve pul biberimiz olduğunu farkettik. Şu an herşeye nane koyuyoruz ki bitsin, ziyan olmasın. Bizden sonra geleceklere kalan eşyalarımızı devrederken onları hangi sınavlara tabii tutacağımızı tartıştık bir ara. En iyi olana 10 metrelik internet kablosu, ikinciye 5 metrelik olan...
Mutfağımızda bir masa var oraya kiminle otursak felsefi muhabbetlere giriyoruz. Felsefi kelime dağarcığımın bu kadar geniş olduğunu bilmezdim o masaya oturana kadar. Üstelik bir de saatler sürüyor. Dolmuşta yanda oturan teyzeyle yapılan muhabbetler gibi kitliyor adamı. Deneysel çalışmalara bile geçtik orada.
İki gün önce arkadaşımla dertli dertli bakışıyoruz, zorluyoruz da açılamıyoruz. Dedim ki aklından bir konu seç, ben de seçeyim. Sonra ben aklımdaki konudan yola çıkarak bir yorum atayım ortaya, sen devam et, böyle gitsin. Bunu ses kaydı yapalım. Yaptık, sonra dinledik. Ortaya gerçekten çok ilginç bişey çıktı. Hala birbirimizin hangi konu üzerine yorum yaptığını bilmiyoruz ama bildiğimiz bir konu hakkında tartışır gibi olmuşuz. İnsan psikolojisi böyledir işte. Bir duyguyu yaşamak istersin, hayat seni senle aynı hisleri yaşayan kişilerle biraraya getirir yoldaş olun diye, belli olayları da bahane edersin bu hisleri yaşamak için. Olay önemli değildir bile çoğu zaman.
Ev arkadaşlığı, aynı yaşam alanını paylaşmak, yoldaş olmak. Bu aralar bana bu konuyla ilgili ilham veren çok fazla olay gördüm, yazılar okudum, fotoğraflar gördüm. Benim için önemli bir konu. belli bir yaştan sonra birlikte yaşadığım insanları ailemden a da diğer arkadaşlarımdan çok gördüğüm gerçeğini es geçemeyiz. Bu tüm ev arkadaşlıkları için geçerlidir. Aynı kapıdan içeri adım atacaksan uyum sağlayıp tadını çkaracaksın paylaştığın anların. Yoksa bu hayat nasıl çekilir ?
Ev arkadaşı dediğin sen kanepede ayaklarını duvara kaldırıp başını aşağı sakıtarak şarkı söylerken napıyo bu kız ya demez, gelir sana eşlik eder.
Sıkıntıdan 'kanka temizlik yapalım mı çok daraldım' dediğinde kanepenin ucundan tutup onun altın da silelim ama pis oldu hep diyen kişidir.
Ev arkadaşı dediğin saatlerce uyursa terlikle dövme hakkına sahipsindir.
Kendisinin iki gram sigara keyfinin içine etmemek için astım değilmiş gibi davranmak ev arkadaşlığıdır. İç kanka bidaha mı gelcez be dünyaya, atarız perdeleri makinaya demektir.
Gecenin saat 3ünde gelen ev arkadaşlarının arkadaşlarına misafirperverlik yapmak, bu çocuklar kim bile demeden çay demlemek, giderken ellerine evde boş duran elektrikli süpürgeyi kullansınlar diye vermektir.
Can sıkılınca birlikte flash tv izleyip ciddi yorumlar yapmak, reklam aralarında kalkıp göbek atmaktır salonda.
Final haftası birbirinin dersine çalışmak, ödevini yapmaktır. Bir değil iki bölüm okumuş sayılmaktır.
Uyanır uyanmaz mutfakta bulduğun keke besmelesiz destursuz saldırdığın için azar işitmektir. 'Git bi yüzünü yıka bi bismillah de' diye kovulmaktır.
Birikte aşk acısı çekmek, birlikte acıklı şarkılar dinlemek, birlikte diyete başladığın gün fırın yemeği yapmak, birlikte hayal kurmaktır.
Aynı dönem aynı şarkıya kafayı takıp 500 kez dinlemektir.
Kışın hava soğuk olduğunda kıç kıça yatmaktır, ufo çok yakmasın diye odaları birleştirmektir.
Yapılacaklar listesi hazırlayıp sonuna 'başka bir ihtiyacımız yok çok şükür, eyvallah' yazmaktır.
Buzdolabında birbirine sitemler, hatırlatmalar, sevgi sözcükleri biriktirmektir.
Banyonun ışığını hep açık unutuyorsun ama varlığını hatırlatıyor, onu da seviyorum demektir.
Canın sulu yemek çektiğinde yanına bulgur mu yapayım pirinç mi diyen kişidir ev arkadaşı.
Burada bahsettiğim kişi herhangi bir arkadaş, bir sevgili, bir aile üyesi de olabilir tabi ki. Benim bildiğim şimdilik bu işin bu kısmı. Demem o ki mutluluğu çok da uzakta aramamak lazım. Gideyim de millete salep yapayım. Biz de böyle bi delikanlıyız be işte, mutlu olucaz saleple.
Gözlemlerime göre evrensel bir depresif olma sürecindeyiz. Olsun, hayat garip anların toplamı. Depresif ruh halleri çok garip anlar yaşatabiliyor. İşin güzel tarafı depresif hissettiğim için günlerdir odamdan çıkmadım ve buları yazmaktan başka bir işim yok. Yeşil çay, kahve, müslüm gürses, ceylan ertem, yeşil çay...
Bi tane yeşil çay buldum, naneli. Naneli elmalı nargile içerken aldığımız aroma gibi bir aroma veriyor birkaç saniye de kalıyor o aroma hatta. Bu durumdan çok mutluyum.
6-7 kiş yurtta kalıyoruz, herkes ailesinin yanına ülkesine döndü. Bizim de paramız bitti bir de hava soğuk. İşte acıklı şarkılar dinleyip emek yapıyoruz, kek yapıyoruz sonra ben bulaşık yıkıyorum. Böyle geçiyor günler. Yeni yıla çok çılgın giriyorum anlayacağın.
Az önce koridorda sesler duydum tam yerimden kalkıp bir bakayım derken kapıyı açtığım an ayağıma kramp girdi. Ben çığlık çığlığa bağırırken mutfağımda elinde 3 tane bıçakla bişey oymaya çalışan bir kız, durduk yere gülen bir oğlan ve yürürken doğal bir alkol kokusu yayan bir oğlan daha duruyordu. Kız 3 tane bıçakla marketten çaldığımız alışveriş sepetine attığı 1 zlotyi çıkarmaya çalışıyormuş, oğlan bana artık müslüm dinleme be yeter demeye gelmiş, sarhoş olansa öyle baktı gitti. Kaç gündür böyleyiz. Ev arkadaşım yemekleri küçük kaplara koyup açıkta kalan yerlerini örtüyor. Baharatları küçük küçük salça kaplarına doldurup ağzını kapatıp mutlu oluyoruz. Bize iki dönem daha yetecek nane ve pul biberimiz olduğunu farkettik. Şu an herşeye nane koyuyoruz ki bitsin, ziyan olmasın. Bizden sonra geleceklere kalan eşyalarımızı devrederken onları hangi sınavlara tabii tutacağımızı tartıştık bir ara. En iyi olana 10 metrelik internet kablosu, ikinciye 5 metrelik olan...
Mutfağımızda bir masa var oraya kiminle otursak felsefi muhabbetlere giriyoruz. Felsefi kelime dağarcığımın bu kadar geniş olduğunu bilmezdim o masaya oturana kadar. Üstelik bir de saatler sürüyor. Dolmuşta yanda oturan teyzeyle yapılan muhabbetler gibi kitliyor adamı. Deneysel çalışmalara bile geçtik orada.
İki gün önce arkadaşımla dertli dertli bakışıyoruz, zorluyoruz da açılamıyoruz. Dedim ki aklından bir konu seç, ben de seçeyim. Sonra ben aklımdaki konudan yola çıkarak bir yorum atayım ortaya, sen devam et, böyle gitsin. Bunu ses kaydı yapalım. Yaptık, sonra dinledik. Ortaya gerçekten çok ilginç bişey çıktı. Hala birbirimizin hangi konu üzerine yorum yaptığını bilmiyoruz ama bildiğimiz bir konu hakkında tartışır gibi olmuşuz. İnsan psikolojisi böyledir işte. Bir duyguyu yaşamak istersin, hayat seni senle aynı hisleri yaşayan kişilerle biraraya getirir yoldaş olun diye, belli olayları da bahane edersin bu hisleri yaşamak için. Olay önemli değildir bile çoğu zaman.
Ev arkadaşlığı, aynı yaşam alanını paylaşmak, yoldaş olmak. Bu aralar bana bu konuyla ilgili ilham veren çok fazla olay gördüm, yazılar okudum, fotoğraflar gördüm. Benim için önemli bir konu. belli bir yaştan sonra birlikte yaşadığım insanları ailemden a da diğer arkadaşlarımdan çok gördüğüm gerçeğini es geçemeyiz. Bu tüm ev arkadaşlıkları için geçerlidir. Aynı kapıdan içeri adım atacaksan uyum sağlayıp tadını çkaracaksın paylaştığın anların. Yoksa bu hayat nasıl çekilir ?
Ev arkadaşı dediğin sen kanepede ayaklarını duvara kaldırıp başını aşağı sakıtarak şarkı söylerken napıyo bu kız ya demez, gelir sana eşlik eder.
Sıkıntıdan 'kanka temizlik yapalım mı çok daraldım' dediğinde kanepenin ucundan tutup onun altın da silelim ama pis oldu hep diyen kişidir.
Ev arkadaşı dediğin saatlerce uyursa terlikle dövme hakkına sahipsindir.
Kendisinin iki gram sigara keyfinin içine etmemek için astım değilmiş gibi davranmak ev arkadaşlığıdır. İç kanka bidaha mı gelcez be dünyaya, atarız perdeleri makinaya demektir.
Gecenin saat 3ünde gelen ev arkadaşlarının arkadaşlarına misafirperverlik yapmak, bu çocuklar kim bile demeden çay demlemek, giderken ellerine evde boş duran elektrikli süpürgeyi kullansınlar diye vermektir.
Can sıkılınca birlikte flash tv izleyip ciddi yorumlar yapmak, reklam aralarında kalkıp göbek atmaktır salonda.
Final haftası birbirinin dersine çalışmak, ödevini yapmaktır. Bir değil iki bölüm okumuş sayılmaktır.
Uyanır uyanmaz mutfakta bulduğun keke besmelesiz destursuz saldırdığın için azar işitmektir. 'Git bi yüzünü yıka bi bismillah de' diye kovulmaktır.
Birikte aşk acısı çekmek, birlikte acıklı şarkılar dinlemek, birlikte diyete başladığın gün fırın yemeği yapmak, birlikte hayal kurmaktır.
Aynı dönem aynı şarkıya kafayı takıp 500 kez dinlemektir.
Kışın hava soğuk olduğunda kıç kıça yatmaktır, ufo çok yakmasın diye odaları birleştirmektir.
Yapılacaklar listesi hazırlayıp sonuna 'başka bir ihtiyacımız yok çok şükür, eyvallah' yazmaktır.
Buzdolabında birbirine sitemler, hatırlatmalar, sevgi sözcükleri biriktirmektir.
Banyonun ışığını hep açık unutuyorsun ama varlığını hatırlatıyor, onu da seviyorum demektir.
Canın sulu yemek çektiğinde yanına bulgur mu yapayım pirinç mi diyen kişidir ev arkadaşı.
Burada bahsettiğim kişi herhangi bir arkadaş, bir sevgili, bir aile üyesi de olabilir tabi ki. Benim bildiğim şimdilik bu işin bu kısmı. Demem o ki mutluluğu çok da uzakta aramamak lazım. Gideyim de millete salep yapayım. Biz de böyle bi delikanlıyız be işte, mutlu olucaz saleple.
Yorumlar
Yorum Gönder