Merhaba,

Karantina günlüklerine hız kesmeden devam ediyorum.

Bu sabah aynen böyle uyandım:


Pijamam bacaklarımı kaşındırmış uyuyorken. Ona sinirle uyandım. Sonra pijamayı çıkarıp odanın diğer ucuna atarken ona bağırmaya başladığımı fark ettim. Yani evet görsel temsili olabilir ama tam olarak ruhumu yansıtıyor.

Dün yazmak istediğim bir konu vardı ama üşengeçliğimden yazamadım. Kendi kendime panik ataklara girip uyuyakaldım. Evde olmak, evde olmaya mecbur kalmak gerçekten çok zor. Bugünleri bir atlatalım ananemi babannemi her gün arayıp full destek vereceğim bundan sonra onlara. Kral evde oturmak çok zormuş kral...

R.E.S.P.E.C.T.

Neyse konuya gelecek olursak gülenler olabilir. Lütfen kızmayın, Hakan Muhafız'dan Ne İstediniz? Evet konumuz tam olarak bu.

Twitter'da Netflix'te 3. sezonu çıkan The Protector: Hakan Muhafız'la baya dalga geçildiğini gördüm. Allah günah yazmasın ben 3 sezonun 3'ünü de izledim ve şimdi sizleri hep birlikte bu dizi hakkında lütfen biraz objektif olmaya davet ediyorum.

Şimdi, kısa bir süre önce Kore dizilerini kıskacıma almıştım. Olay şu ki ufak bir bunalıma girdim 2-3 ay önce. Kendimi full yemeğe, işe ve Kore dizilerine vererek bitkisel yaşam moduna çekince ne acı kaldı ne bir şey. Ancak belli bir Kore dizisi izleme kapasitesini aşında insan şunu fark ediyor: senaryoların hepsi bakın hepsi diyorum aynı taslak üzerine işlenmiş gibi. Yani Netflix'te yüzlerce Kore yapımı var, çekim kalitesi süper, izleyici kitlesi oldukça yüksek, ama senaryoların hepsi copy paste. Ama nedir, bu insanlar Netflix'i kafaya takmış belli ki ille de seri üretim diyorlar ve satıyor.

Hakan Muhafız'a gelince, Türkiye'nin Netflix'e girdiği iddialı yapımlardan biriydi. Anlıyorum fantastik ögeler var bunları işlemek her zaman çok kolay değildir be ama güzel kardeşim bi susun da Çağatay Ulusoy'u izleyek he? Yani dizide aksiyon var, fantastik ögeler var, küçük kurgu hataları var, aşk meşk var, Çağatay Ulusoy var tam olarak itirazınız nereden?

Yemek yerken arkada iyi gitmelik dizilere de ihtiyaç var. Her zaman tüm diziler mükemmel kurgu mükemmel yapımcılık içerecek diye bir şey yok. Ayrıca dizinin 3. sezonu İstanbul geneli bir salgınla başlıyor ki gündeme bu kadar paralel bir senaryo yazıp denk getireceklerini bence onlar da tahmin etmemiştir :D

İçinde fantastik unsurlar olan her şeyi izlemeni kölesiyim ben. İçinde fantastik olan Karadeniz dizilerini bile izlerim derdim ama o kadar abartmayayım. Neyse, netice olarak bu dizi gayet iyi, ona buna laf ederseniz Netflix'i de yakında Enes Batur ve aptal filmleri ele geçirecek diye düşünüyorum. Böyle yapımların full destekçisiyiz.

Ayrıcaaa tekrar dönüyorum Çağatay Ulusoy'a... Çok tatlı oynamış, arada böyle küfür ediyo falan. Beybi...Bol bol koşuyor, sürekli bir gizem çözme sevdası, kötü karakterlerin nereden çıkacağı hiç belli olmuyor, küçük akıl oyunlarıyla izleyiciyi ters köşe yapma...Yemek pişirirken ya da temizlik yaparken izlemelik dizi.

Arkandayız Muhafız. Gel kurtar bizi kral.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar