Merhaba
Sevgiliyagmur karantina günlükleri online!
O kadar sıkılıyorum ki saçmalama yazılarıma geri dönme ihtiyacı hissettim. Bir iki gün kendimle aynı evde mahsur kalınca aman Allah'ım dedim yani... O kadar geveze bir insanım ki iş arkadaşlarıma, aileme falan sabır diliyorum. Sürekli daldan dala atlayan, odak noktası belirsiz bir muhabbetim varmış. Nereden baksan oluru yok. Düşman başına bir bireymişim ben, onu fark ettim.
Bu karantina beni neden bu kadar etkiledi bilmiyorum. Global bir panik halinde olduğumuz için kendimi çok sıkışmış hissediyorum. Halbuki daha önce çok çok daha kötü halde kaldığım zamanlar oldu. Bugünlerde böyle hayatım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Ay gerçekten askerlik anılarını 10 yıl çocuklarına ballandıra ballandıra anlata babalar gibiyim.
Yıllar önce Polonya'dayken küçük bir karantina hikayemiz olmuştu. Hepimiz Christmas için planlar yaptık, sonra planlar bir şekilde elimizde patladı. Böyle 7-8 kişi falan yurtta mahsur kaldık. Ama koca şehir bomboş. herkes evlerine kapanmış. Marketler asla açık değil. Bizi uyarmışlardı bak böyle olur, erzak depolayın diye ama nafile... Hiç dinlememiştik. Öyle bir hale geldik ki su bulabilmek için kilometreler yürüyoruz falan. Çok zor günlerdi ama şimdi baktığımda hayatımın en eğlenceli günleri olduğunu hatırlıyorum. Yurdun koridorunda market sepetine birbirimizi bindirip yarış yapıyorduk. Suları eşit paylaşmaya gayret ediyorduk ki kimse su için birbirini pıçaklamasın. Pıçaklamak derken, mutfağımdaki pıçağı kim çaldı diye yurtta olay çıkarmam da tam bu tarihlere denk gelir. İnsan geriliyor. İnsan valla ne yapacağını bilemiyor. Kendi ekmeğimizi yapmayı öğrenmemiz ve onu eşit parçalara bölüp paylaşmayı akıl etmemiz de tam bu günlerde olmuştu. Ama gergin bir şekilde.
Sonra millet yavaş yavaş köyüne geri dönmeye başladığında can düşmanımı bile iki yanağından öptüğümü hiç unutamıyorum. O çirkin suratıyla bile nasıl güzel görünmüştü gözüme...Ve bir karantina daha olaysız bitmişti.
Sonra hayatımda yine bir sürü survive anı oldu ama bunlardan en çarpıcısı Pico'da uçağımın karaya inmeye başladığı andan itibaren yakalandığım kasırga oldu.
Uçağım inmesi gereken yere iniş yapamadı. Herkes el ele tutuşup fatiha okuyor falan (farazi). Neyse sonra feribotla gitmem gereken yere gittim, eve kapandık ve yine karantina. Ben eve vardıktan bir gün sonra bindiğim feribot Atlantik'in ortasında battı ve 70 yolcu zor kurtarıldı.
Bana da evde ev arkadaşlarımla her gün pirinç yiyip playstation oynamak düştü tabi. Bu gerçekten karantinaydı çünkü bildiğim her şeyden ve herkesten uzaktaydım ve Atlantik'in ortasındaydım. Evim limana 500 metre uzaklığındaydı ve kasırgala aynı hafta LİMAN YIKILDI. LOL.
Karantina Ekibim:
Tabi o zamanlar olayı bu kadar dramatik bir şekilde anlatamadım çünkü annem korkabilirdi. Acımı korkumu kendi içimde yaşayıp her zamanki gibi mizaha vurdum. Aynı hafta hava değişiminden çok ağır grip oldum ve hastanede bir antibiyotik için tam 3 saat ateşli bir şekilde beklemek durumunda kaldım :D
Sonra da bu manzarada her şey geçene kadar beklemek kaldı. Tabi o havada çamaşırlarını dışarı asacak kadar idiot sevgili biladerlerimle yaşamak oldukça güven sarsıcıydı ama hep birlikte tüm bunlar bittikten sonra evin çatısına çıkıp gök kuşağının çıkacağı anı elimizde şarap kadehlerimizle beklemek her şeye değerdi.
Bu yazıyı yazarken sağlık bakanı yeni vaka ve ölüm sayılarını paylaştı. Tam keyfim iki gram yerine geliyordu ki yeni bilgiler tokat gibi çarptı yüzüme. Çok ama çok üzücü gerçekten.
Siz evden çıkmayın yavrum ben sizinle her gün yazılar çiziler videolar paylaşırım isteyeni facetimedan ararım nolur evden çıkmayın.
Not: Evden çıkmak için ısrarcı olan yaşlı aile bireylerinizi bodruma kilitleyebilirsiniz.
Teşekkürler
Sevgiliyagmur karantina günlükleri online!
O kadar sıkılıyorum ki saçmalama yazılarıma geri dönme ihtiyacı hissettim. Bir iki gün kendimle aynı evde mahsur kalınca aman Allah'ım dedim yani... O kadar geveze bir insanım ki iş arkadaşlarıma, aileme falan sabır diliyorum. Sürekli daldan dala atlayan, odak noktası belirsiz bir muhabbetim varmış. Nereden baksan oluru yok. Düşman başına bir bireymişim ben, onu fark ettim.
Bu karantina beni neden bu kadar etkiledi bilmiyorum. Global bir panik halinde olduğumuz için kendimi çok sıkışmış hissediyorum. Halbuki daha önce çok çok daha kötü halde kaldığım zamanlar oldu. Bugünlerde böyle hayatım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Ay gerçekten askerlik anılarını 10 yıl çocuklarına ballandıra ballandıra anlata babalar gibiyim.
Yıllar önce Polonya'dayken küçük bir karantina hikayemiz olmuştu. Hepimiz Christmas için planlar yaptık, sonra planlar bir şekilde elimizde patladı. Böyle 7-8 kişi falan yurtta mahsur kaldık. Ama koca şehir bomboş. herkes evlerine kapanmış. Marketler asla açık değil. Bizi uyarmışlardı bak böyle olur, erzak depolayın diye ama nafile... Hiç dinlememiştik. Öyle bir hale geldik ki su bulabilmek için kilometreler yürüyoruz falan. Çok zor günlerdi ama şimdi baktığımda hayatımın en eğlenceli günleri olduğunu hatırlıyorum. Yurdun koridorunda market sepetine birbirimizi bindirip yarış yapıyorduk. Suları eşit paylaşmaya gayret ediyorduk ki kimse su için birbirini pıçaklamasın. Pıçaklamak derken, mutfağımdaki pıçağı kim çaldı diye yurtta olay çıkarmam da tam bu tarihlere denk gelir. İnsan geriliyor. İnsan valla ne yapacağını bilemiyor. Kendi ekmeğimizi yapmayı öğrenmemiz ve onu eşit parçalara bölüp paylaşmayı akıl etmemiz de tam bu günlerde olmuştu. Ama gergin bir şekilde.
Sonra millet yavaş yavaş köyüne geri dönmeye başladığında can düşmanımı bile iki yanağından öptüğümü hiç unutamıyorum. O çirkin suratıyla bile nasıl güzel görünmüştü gözüme...Ve bir karantina daha olaysız bitmişti.
Sonra hayatımda yine bir sürü survive anı oldu ama bunlardan en çarpıcısı Pico'da uçağımın karaya inmeye başladığı andan itibaren yakalandığım kasırga oldu.
Uçağım inmesi gereken yere iniş yapamadı. Herkes el ele tutuşup fatiha okuyor falan (farazi). Neyse sonra feribotla gitmem gereken yere gittim, eve kapandık ve yine karantina. Ben eve vardıktan bir gün sonra bindiğim feribot Atlantik'in ortasında battı ve 70 yolcu zor kurtarıldı.
(AL TANRIM AKLIMI Kİ ZATEN BENDE DEĞİL MOMENTS)
Bana da evde ev arkadaşlarımla her gün pirinç yiyip playstation oynamak düştü tabi. Bu gerçekten karantinaydı çünkü bildiğim her şeyden ve herkesten uzaktaydım ve Atlantik'in ortasındaydım. Evim limana 500 metre uzaklığındaydı ve kasırgala aynı hafta LİMAN YIKILDI. LOL.
Karantina Ekibim:
(KARANTİNADA BU ÇOK ÖNEMLİ. BİR ZAMANLAR 100 EUROLARIM VARDI VE GERÇEKTEN SARILIP UYUYORDUK. MORAL OLUYOR.)
Tabi o zamanlar olayı bu kadar dramatik bir şekilde anlatamadım çünkü annem korkabilirdi. Acımı korkumu kendi içimde yaşayıp her zamanki gibi mizaha vurdum. Aynı hafta hava değişiminden çok ağır grip oldum ve hastanede bir antibiyotik için tam 3 saat ateşli bir şekilde beklemek durumunda kaldım :D
Sonra da bu manzarada her şey geçene kadar beklemek kaldı. Tabi o havada çamaşırlarını dışarı asacak kadar idiot sevgili biladerlerimle yaşamak oldukça güven sarsıcıydı ama hep birlikte tüm bunlar bittikten sonra evin çatısına çıkıp gök kuşağının çıkacağı anı elimizde şarap kadehlerimizle beklemek her şeye değerdi.
Bu yazıyı yazarken sağlık bakanı yeni vaka ve ölüm sayılarını paylaştı. Tam keyfim iki gram yerine geliyordu ki yeni bilgiler tokat gibi çarptı yüzüme. Çok ama çok üzücü gerçekten.
Siz evden çıkmayın yavrum ben sizinle her gün yazılar çiziler videolar paylaşırım isteyeni facetimedan ararım nolur evden çıkmayın.
Not: Evden çıkmak için ısrarcı olan yaşlı aile bireylerinizi bodruma kilitleyebilirsiniz.
Teşekkürler






Yorumlar
Yorum Gönder