Merhaba

Herkesin bana baktığında gördüğü tek şey var bugünlerde. Bu kız nasıl bu kadar gezdi?
Nasıl mı oldu? Anlatayım. 

Küçüklükten beri dünyayı keşfetmek hayaliyle yaşarım zaten. Henüz lisedeyken kendi çapında bir Avrupa turumuz da olmuştu. Gözüm gönlüm, ufkum, merakım açılmıştı o zamanlar. Sonra geçen yıl bu zamanlar az daha bişeyler öğreneyim diye gezgin gezgin insanlarla tanıştım. Aramızda moda oldu, zaman zaman rekabete döndü bu gezme işi. Birbirimizi gaza getirdik gibi bir şey kısacası. Ancak şunu hiçbir zaman unutmayın, sınırlarının dışına çıkabilen kadın hikayelerinin yüzde doksanı gönül yarası dostlar. Benim de bir gönül yaram, bir kalp kırıklığım vardı elbet.

Sevdiğim adam da gezerdi. Meğer gönülden gönüle de gezermiş. İlişkimiz var sanardım, meğer pek çok ilişkisi varmış. Birlikte efsanevi şeyler yaşıyoruz sanardım, meüer pek çok efsanesi varmış. Önce hissettim tabi bunları, sonra bir bir döküldü gerçekler önüme. Üzüntümden kahroldum, yemek yiyemedim, sabahlara kadar ağladım. Ev arkadaşlarım bana bir haşlanmış patatesi gün içerisinde yedirmek için yalvarırlardı başımda. Ailem o halimi görünce şok oldu. Annem iç çekmelerime dayanamadı bir yerden sonra, çok destekçi oldu. Valizimi bir şehirden bir şehire taşıyacak dermanım kalmamıştı, dostlarım elimden tuttular. Evin içinde bir hayalet oldum adeta. Kendimi ben bile tanıyamıyordum. Yazarken hala gözlerim doluyor. Üzüldüğüm şey başıma gelen değil, hepimizin riyakarlığı. Birbirimizi üzme ve kandırma konusundaki vahşi şevkimiz.

Gel zaman git zaman kapılarım açıldı yurtdışına. Artık gezebilirdim ama yalan yok, hiç mutlu değildim. Havaalanında tüm hayatımın değişeceğini hissettiğim o son saniyelerdeki dizlerimi titreyişini unutamam. Yere çöktüm, eşyalarımı arıyormuş gibi yaptım da yerde öyle kurtardım durumu. Dudaklarımda bir tebessüm vardı da gözyaşlarımı saçlarımla kapattım o sıralarda. Hadi Yağmur dedim, bu da geçecek başını dik tut.

İnsanlığa inancımı kaybetmiştim, kalbim çok kırılmıştı o zamanlar.

Çıktığı her yolda kendini bir adım daha kaybeden insanlar gördüm de yollardan soğudum bir ara.
Sonra dedim ki ne varmış bu yolda herkesler yollu olmuş uğruna. Ben de attım ilk adımı. Bir tren garında soğukta sırt çantamın üzerine kabanımı örtüp uyukladığım sırada anladım hepsinin önemsiz olduğunu. Hiç tanımadığım insanlardan gördüğüm iyilikler örttü tanıdığım insanlara duyduğum hayal kırıklıklarını, hiç bilmediğim dillerde gülmeyi öğrendim.

Sonra tam yine toparlanırken bu eski sevdiğimin yeni bir sevdiği oldu. Sağolsun, göze sokmayı pek iyi becerir. o gece sabaha kadar ağladım. Tanrım dedim, bu bir savaş olmamalı. Gönül işlerinin savaşı olmaz, ben savaşamam. Ben sadece sevmeyi bilirim. Kurtar beni bu durumdan. İşte tam o haykırarak ağladığım sırada bir dostum girdi odama. Dizlerinde uyuttu beni, başımı okşadı. Geçecek dostum dedi, hepsini birlikte atlatacağız dedi. Ağla, rahatla, ben buradayım dedi. Hıçkıra hıçkıra ağladım saatlerce. O da başımı okşadı. Söz verdiği gibi de hakkaten birlikte atlattık hepsini.

Zaman herşeyi iyileştirdi. O günden sonra eskisi kadar acı vermedi gönül yarası. Bu benim yaram dedim, iyileşecek. Yeniden bağ kurdum insanlarla, bu sefer korkunç hiçbirşey yaşanmadı. Ben yollara devam ettim. İyileştim.

Aldatılmış bi insan olarak kimseyi aldatmamaya, hep dürüst olmaya söz verdim kendime. Bir de gönül yarası olan insanları daha iyi anlıyorum artık, çok merhametliyim onlara karşı. İnsan kalbi oyuncak değildir dostlar, hassas olmalı her zaman.

Kalbi kırılmış bir insanın başkasının da kalbini aynı şekilde kırmasını kabullenemiyorum mesela.

Belki tüm kalpleri ben iyileştiremem ama işe kendimden başlayabilirim diye düşündüm. Nefretle, hırsla donatmadım kendimi. Bilinmezliğin sevgisinde ve şefkatinde kayboldum.

Geçmişi bırakmaktan korkmayın, hep daha iyisi var yolunuzda. Önce dilden gider geçmiş, sonra kalpten gider. Geriye bir Müslüm Gürses bir Amy Winehouse şarkısı kalır. Bir gün duşta o şarkıyla dans ederken bulursun kendini, gülmeye başlarsın.

Herşey şifalanır dostum, yeter ki sen iste. Ve insanlardan yardım istemekten korkma.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar