Merhaba

Aslında kurguya ağırlık vermem gereken bu zamanda canım inanılmaz bloga yazmak istiyor. Bakın, bu final zamanı ders çalışmak yerine Suç ve Cezayı bitirmek gibi bişeydir. Kafan inanılmaz zehir gibi çalışmaya başlamıştır ama sen o kitabı bir günde bitirecek kalitede bir insan olduğunu ispatlamak zorundasındır tamam mı!


Finallerin vizelerin canı cehennemedir. 60 alsan kurtarırsın zaten. Çıkmış sorulara baksak yeter abici ekiple 2 saat çalışmaya dair kendine söz verip kitaba devam edersin. Keza bu kitap Suç ve Ceza yerine Grinin Elli Tonu da olabilir. Olsun, o da önemlidir. Noolmuş??

Üniversiteyi bitirdim evet çok havalı ama özlediğim pek çok şey var. En çok da şu sınavlardan önce kankalarla sabaha kadar ders çalışcaz gazıyla yapılan saçmalıklar...


Bir sürü çay demlenir, buzluktaki yiyecekler çıkarılıp ısıtılır, Sonra laf lafı açar, hazır stresten kafalar olmuşken Dünya'nın oluşumundan girilip para babası zengin aileler ve komplo teorileriyle devam edilir. Beynin adeta motor gibi çalıştığı o saat 3 ile 6 arasındaki zaman diliminde her şeyi boşverip küçük Einstein'lar olarak kankalarla Dünya'yı kurtarırsın! Sonra tam her şeyi öğrendiğini sandığın o anda beyninin arka planlarına doğru itelediğin o küçük vızıltıyı uyandıracak bir cümle çıkar aranızdan birisinden.

-Ya ben bi on dakka kestircem galiba.

Bu cümle her şeyi bitirir. Sınav saatine kadar herkes uyumuştur. Sınav sonrası sıçış muhabbetleriyle üzülüp içmeye gidersiniz. İşte bunu özlüyorum. 

Bir itirafta bulunmak istiyorum. Ablamın ısrarlarıyla Tutunamayanlar'a 3 kez başlayıp 3 kez devamını getiremedim. Tren garının oraya gidip tam tren geçerken ANNE BEN TUTUNAMAYANLARI HİÇ BİTİREMEDİİİİİİM diye bağırıp rahatlamak için güzel bir gün.

Deneysel çalışmalar yapmak çok güzel. Mesela geçen gün inanılmaz iğrenç bi kombinle dışarı çıkıp en işle caddede baya bi yürüdüm. Yapabiliyormuşum. Bakın gerçekten, mor bere ve pembeli grili spor ayakkabısının sadece bir kısmını oluşturduğu bi kombinden söz ediyorum. Herkes zaten kombinci oldu anasını satıym. Napcanız o milyarlık çantaları mezara mı götürceniz ? Sokakta bir sürü aç insan var o milyarlık çantayı napıcan sen?? Neyse sakinim. 

Böyle deneysel çalışmalar yapmak insanı kendisini tanımaya bir adım daha götürüyor. Öyle çok sınırları zorlamacı her şeyi deneyelimci bi insan olmasam da merak ediyorum yapabileceklerimi. 

Gezi zamanı kıbrıs şehitlerinde (herşey daha çok taze ve tatlıyken) yakın bi arkadaşımın dergi koleksiyonunu dağıtmıştık. İzmir'in en işlek sokaklarından birinde, hele de eylem zamanı yere bağdaş kurup bağıra çağıra bir şey dağıtmak çok ilginç bir tecrübeydi. Başlarda biraz utangaçtım mesela sonra bi kasa limon getirin hocam onu da satalım hemen diyecek bir Kazım Abi kıvama geldim. Yeni bir Yağmur'la tanıştım mesela o gün o sokakta. 

Bir deneysel çalışma olarak da ölümle yüz yüze gelmek (tabi bilerek değil.) O esnada da çok iyi tanıyorsun kendini.

En son ayvalıktaki dalışımda 18 metre civarında hiperventilasyona girmiştim mesela. Çok ciddiyim bıraktım kendimi. Dedim ki ölüyorum bitti. Hoşçakal hayaller, beni kaybettin zalım dünya. O kadar korkunç bir şey ki o kadar dalış yaptım böyle bir durumun yakınından bile geçmemiştim. NEFES ALAMIYORUM. diye bağıramıyorsun da. Çok çok dalış liderinin paletinden tutup çekebiliyorsun son enerjinle. O dalış liderleri sayesinde kaç can kurtuldu yalnız bilemezsiniz. Neyse bunları yazdığıma bakmayın. Dalış en güvenli sporlardan biridir. Sadece temkinli olmak lazım. Hiperventilasyonu siliyoruz hafızalardan hemen.

Böyle çok deneysel çalışmam var, kalanını da sonra anlatayım. 

Şimdi içimden MİNEEEE REZENEEE diye bağırıp kendime papatya çayı hazırlayacağım. Bir kaç kıştır sevgili niyetine kullandığım sıcak su torbasını doldurup ona sarılacağım izninizle. 

Not: gereksiz deecede acıklı şarkılarda bugün
https://www.youtube.com/watch?v=1fvXj1Q33uQ

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar