Merhaba

Bu gece aslında zihnimi tüm olumsuzluklardan arındırmak için bir miktar çaba harcadım. Başarılı oldum da. Tam kendimi sonunda muhteşem hissediyorken Cansel'le ve başına gelenlerle ilgili haberleri gördüm ve uzun zamandır yazmak için masaya oturup bir türlü sonunu getiremediğim o yazıyı yazmaya karar verdim. 


Kadın olmaktan bahsedeceğim size. Bu yazıda amacım kesinlikle cinsiyetleri birbirinden ayırmak değil yalnız onu belirteyim. Bu yazıyı iyi kadınlar ve iyi erkekler için yazıyorum. Çünkü biliyorsunuz bizler bütünün parçalarıyız ve evet dünyayı biz değiştireceğiz. Bizi anlamayan her bir insan için birbirimizi iki kat daha fazla anlamaya çalışarak başaracağız bunu. Daha çok bütün olacağız. Başka çaremiz yok...


Küçüklüğümden beri her zaman fazla arkadaş canlısı ve fazla girişken birisi oldum. Faydalarını da gördüm zararlarını da, böyle doğmuşum yani bu değişmez bir gerçek. 

Sıcakkanlılığımın sonucu olarak daha anasınıfıyla kendimce "topluma" ilk kez girdiğim günden itibaren bir sürü erkek ve kız arkadaşım oldu. 


Anasınıfında bir çocuk bana kafayı iyice takmıştı. Yaşım daha 6. Çocuk benimle sürekli oyun yapıyor kendince. Geliyor zorla öpüyor falan, termosumdan sürekli izinsiz su içiyor çok rahatsız oluyorum.Yani diğer çocuklarla da oynuyoruz ma bu iyice irite ediyor beni. E zaten öğretmen de sinirlenince yapıştırıyodu bi tane. Sıra bana gelmeden diyorum ki anne beni okuldan al.  Ciddi ciddi ilk okul terkimi anasınıfında yaşıyorum yani. Neden? Annesi tarafından fazla yüz verilerek şımartılmış, arkadaşlarına nasıl davranacağını bilmeyen aptal bir çocuk yüzünden. Rahatsız oluyorum çünkü. Nereye gitsem yanımda geliyor yapışmış. Bir erkek tarafından kısıtlandığımı ilk kez hissettiğimde yaşım daha 6.

Derken ilkokula geçiyorum. Bu arada ben hayatım boyunca devlet okulunda okudum. Burs murs kazanmama rağmen hiçbir zaman gitmedim özel okula. Bi kere burs veren bi okul bi tane derse misafir olarak soktu baktım ortam sıkıcı hemen bizim her daldan insanın olduğu muhteşem eğlenceli devlet okuluna geri döndüm.

İlkokulda girişkenliğim inanılmaz artıyor. Kendimi iyi bir birey olarak yetiştirmeme yardım edecek öğretmenler denk geliyor. Zaten ilkokul arkadaşlarımın çoğuyla görüşüyoruz hala. Hemen hemen hepsi gerçekten aklı başında insanlar oluyor büyüyünce ve bunda o ilkokul öğretmenlerimizin özellikle bi tanesinin çok etkisiolduğunu biliyoruz.


Öğretmen kız- erkek ayrımı yapmıyor. Ben de hep ön plana çıkan, çalışkan, parlak bir öğrenci oluyorum. Hep lafa atlıyorum. Hiç utanıp geri çekilmiyorum. Ne kadar aktivite, yarışma, eğlence, piknik vs varsa hepsine katılıyorum hatta başı çekiyorum. Ama tek bir sorun var, okuldan eve gelirken birkaç sınıf üst, karşı binamızda oturan çocuk beni hep sıkıştırıyor. O zamanlar bunu neden yaptığını anlayamıyorum. Eteğimi kaldırıyor, arkadaşlarımla oyun oynarken rahatsız ediyor, yalnızken yakalayıp daha ne olduğunu bilmeden beni taciz ediyor. Anneme söylüyorum, gidip ailesiyle konuşuyor. Durum kısmen halloluyor derken taşınınıyoruz. Artık evimiz çok uzakta ve eve yürüyerek gidip gelemiyorum. Beni servise yazdırıyorlar.

Servisin nası bi işleyişinin olduğunu tam bilemiyorum. 4. sınıfayım. Artık yavaştan ergenliğe doğru yol almaya başlıyorum. o gün sivil giyinme günü diye ablamın çok özendiğim bi kaprisini filan giyiyorum özeniyorum böyle kendime. Gün içinde okulda çok eğleniyoruz ama çıkışta lanet servisi bulamıyorum. Beni unutmuş gitmiş, ilk kez binicem ya adamın aklından çıkmış.
Okulun muhiti kötü, ben arka kapıdan çıkmışım servis arıyorum servis ortada yok, bi sağa bi sola gidiyorum derken sokak çocukları etrafımı sarıyor. Neden böyle yaptıklarını anlamıyorum bir ancak mantar gibi çoğalıyorlar. Kurtulmaya çalışırken vücudumu ellemeye başlıyorlar. Çığlık atıyorum, çok korkuyorum. tam o anda servis geri dönmüş beni almaya geliyor, çocuklar kaçıyor. Eve gidip anneme korkuyla ağlıyorum. Annem müthiş bir annelik dehası sergileyerek o an bana en iyi gelecek cümleleri sıralayıp olayı tamamen normalleştiriyor ki travma yaşamayayım "aaa kızım sorun değil, dert etme sakın hepimizin başına geldi oluyor bunlar napalım."

Konuyu bir daha hiç konuşmuyoruz. Okul biter bitmez beni o okuldan alıyorlar. Ben olayı unutmuşum beni neden okuldan aldıklarını anlayamıyorum. Arkadaşlarım da öğretmenim de ben de çok üzülüyoruz.  Yıllar yıllar sonra hatırlıyorum okuldan alınma sebebimi.

Yeni okulumun muhiti güzel yerde. Kendime geliyorum hemen, hala tiyatroydu bilmem neydi alayına katılan sosyal, çalışkan bir öğrenciyim. Tiyatro çalışmaları öğleden sonra oluyor yani okul bitince. Haliyle eve yürürken normal çıkış saatindeki güvenli kalabalığı kaçırıyorsun. Ben tiyatro günleri biraz geç çıkıp lay lay loy eve tek başıma yürüyorum. Bir gün okulun yanında arabasını park etmiş bir adam görüyorum. Yıllar sonra mastürbasyon olduğunu öğreneceğim şeyi yapıyor adam bir ilkokulun girişinde. Koşarak uzaklaşıyorum, ne olduğunu anlayamıyorum yine. Kimseye anlatmıyorum, unutmaya çalışıyorum.

Derken ergenliğe giriyorum. O yaşlarda kızlara ne kadar laf atıldığını bilseniz aklınız almaz yemin ederim. Bir gün yakın bi erkek arkadaşıma bizlere genel olarak sürekli yollarda vs laf attıklarını anlatıyorum inanmıyor. Abartıyorsun diyor. Birlikte yürürken yanımda o olmasına rağmen yine laf yiyorum. Çocuk ağzını açıp tek kelime edemiyor. Erkeklik gururu inciniyor bir de yanındaki kıza laf atıyorlar neticede. 

Büyüdükçe taciz savma konusunda uzmanlaşıyorum. Yürüyüşümü değiştiriyorum, kapşon takıyorum, pis pis suratlarına bakıyorum, esnafa sığınıyorum falan. Bunlar artık ergenlikten itibaren ben ve hemcinslerim için normal şeyler olmaya başlıyor. Kesinlikle yalnız değilim.

Çarşıda ailemle yürürken profesyonel bi serikanlılıkla dibimden geçerken popomu elleyip hiçbişey olmamış gibi yoluna devam eden adama da şahit oluyorum, otobüste dirseğiyle dahi olsa taciz eden adama da, paçasını toplamayanlara maruz kalıyorum, toplu taşımada sıkıştırıyorlar, taksicilerden korkmaya başlıyorum, artık arabadan da laf atıyorlar, bununla eğleniyorlar, maniler şarkılar yazıyorlar laf atmayı eğlenceli hale getirmek için. Sen rahatsız oldukça hep birlikte gülüp daha çok keyif alıyorlar.

Liseyi yatılı okuyorum. Okulumuz gerçekten kötü bir semtte ama kendisi çok güzel. Etrafındaki tinercilerden korunmak için hep ya bi büyükle ya bi kaç erkek arkadaşla giriş çıkış yapıyoruz okula. O şekilde korunuyoruz. Ama bir gün tek denk geliyorum bu sefer de tinerci acaba ara sokakta sıkıştırır mıyım diye takip ediyor. Hiç tırsmadan ne yapacağımın bilincinde olarak ana  yoldan yürüyüp koşa koşa okulu buluyorum. Belki de canımı zor kurtarıyorum.


 Üniversiteye başlıyorum. Türkiye'nin en güzel yerlerinden biri, İzmir'de okuyorum artık. Taciz olmaz rahat kenttir ne işi var canım falan diyeceksiniz ama olmuyor öyle işte. Bir gece arkadaşımla takip ediliyoruz. Çocuk ısrarla kısık sesle laf atıyor, kendi kendine söylenerek bize laf atarak bir metre arkamızdan yürüyor. Baktık gitmiyor hemen köşedeki bakkala giriyoruz zaten semt bizim esnaf tamamen tanıdık. Abi polis çağır. Ulan gerizekalı karakol iki adım. Polisler yaka paça alıyorlar hemen adamı ensemizden.

Bir ev arkadaşım var o sırada kız eski sevgilisi tarafından istismara uğruyor. Çocuk ailesiyle kızı tehdit ederek ilişkiyi uzatmaya çalışıyor. O da olmazsa apartmanın kapının önüne gelip ev sahibimizi rahatsız ederek bizi evden attırmakla tehdit ediyor. Bu çocukla belki bir buçuk sene uğraşıyoruz, yeri geliyor kapıdan kovuyoruz, yeri geliyor arkadaşlarımızı çağırıyoruz yardıma da kız sonunda ancak kurtuluyor. 

Kız kıza eğlenmeye dışarı çıktığımızda garson masamızın değiştiğini söyleyip bizi masasına davet eden adamların yanına iteliyor. Durumu anlayıp dışarı çıkmak zorunda kalıyoruz. Büyük hevesle gittiğimiz yerden daha ilk yarım saat ayrılmak zorunda kalıyoruz. Herkes bi tarafımıza numarasını sıkıştırıyor ve bu döngü asla asla bitmiyor.

Bir akşam 3 kız dışarı çıkıyoruz. O akşam benim doğum günüm. Biraz da kötü bir dönemden geçiyorum, 2. sınıftayım üniversitede. Artık bu tacizler laf atmalar asılmalar falan vız geliyor tırs gidiyor. Tam bir bordo bereliyim yani. Akşam bornova nikah salonunun önünden geçerken bir araba bizi takip etmeye başlıyor. Sağa dönüyoruz gitmiyor, sola dönüyoruz gitmiyor. Bizim yürüme hızımızda araba sürerek alenen taciz ediyor. Dayanamıyorum artık iki elimi arabanın önüne koyup in arkadaşım arabadan diyorum. Kızlar korkuyor. Kızlara geri çekilin diye işaret ediyorum. Sinirli halimi  görüp uzaklaşıyorlar. Çocuk arabadan iniyor. Arabada arkadaşları da var utançla yüzlerini kapatıp kıs kıs gülüyorlar.
"derdin ne senin arkadaşım manyak mısın ya? Bu şekilde arabana herhangi bi kızın kendi isteğiyle bineceğini sana düşüntürten nedir? Bu nedir bu hareket. Bak araban varmış aran var demekki git bir mekana otur adam gibi insanlarla iletişim kur ama bunu neden yapıyorsun. bunu yapma!" diyorum.


"Kimse binmez mi şimdi bu arabaya." diyor. 
 "Binmez." diyorum. 
 Arabaya binip gidiyorlar.
Bu aşamadan sonra arabadan bakanlara caddenin ortasında "ne var lan dümbük" diye bağırmak da tacize uğradığında yaygara çıkarmak da, karşıdan gelirken gözlerini dikip sana hoş olmayan bakışlar atan adamı yol ortasında rezil etmek de mübah oluyor. Bunların hepsini yaptım ve yapıyorum. Keşke yapmak zorunda olmasam keşke böyle olmasa ama ben bir bordo bereliyim artık.
Tacizin sosyal medya kısmı da var, telefon sapığı kısmı da var, kafayı takanı da var, hafif alkollü kızlardan nasılsa ben buna yuttururum diye yararlanananı da var. Var oğlu var.

Ey kadın arkadaşlarım. Susmayın. Bunlar sizin ayıbınız değil ve bunlar hepimizin başına her saniye geliyor. Kültürümüzde falan ters giden bir şeyler var. EĞitimimiz yeterli değil toplumsal yaşama, yozlaştırılıyoruz.  Eğer karşı cinsle güzel bir dialog yakalamak istiyorsak önce onların kötü niyetlilerine karşı susmamayı öğrenmemiz lazım. Utanmayın, adım çıkar mı diye kaygılanmayın, intihar etmeyin. Yardım isteyin! Bu dünyada iyi erkekler var, ilahi adalet var, kadın dayanışması var. Otobüste sizi olduğunuz yerde sıkıştıran adamların yaptığını yanına bırakmayın. Onlar sizin rahatsız olmanızdan daha çok zevk alıyorlar ve sizden yüz bulup bir başka kadına daha aynısını yapıyorlar. Onları rezil edip toplumdan dışlatın. Onların sizi dışlatmalarına izin vermeyin.

Bunun kapalısı açığı yok. Kimisi kapalıyı taciz etmekten hoşlanıyor. Bunu duyduğuna üzüleceksin evet ama bu gerçek. Bu bir fetişe dönmüş durumda.

Özgür kadın olmadıkça özgür toplum olmayacak. Derdini erkeklerin iyi olanlarına anlat. Onlar snei anlıyorlar snein için çabalıyorlar, senin için üzülüyorlar. Seninle daha çok empati kurmaları için onlarla iletişim kur yardım iste. Kendini asla cinsiyetinden dolayı suçlu hissetme. bu senin de kendini bir meta olarak görmene sebep olacak ve eğer kendine müdahale etmezsen yozlaşacaksın. İstediğini elde etmek için bedenini kullanacaksın evlilik hayatında bile. Bunu yapma. Evlilik çağında kendini beğendirmek için erkek egemen toplumun istediği kılıklara girme. Bir erkeğin en çok hoşuna gidecek kadın ruhu özgür ve kendini tanıyan kadındır. Doğru erkek geldiğinde sana sonuna kadar güvenecek çünkü sen onun için bir beden, bir alet, bir oyuncak değil bir yoldaş olacaksın.

Kadın! Oku, izle, dinle, yaşa ve hiçbir korkunun seni engellemesine izin verme. İyi erkek ve kız çocukları yetiştir. Onlara cinsietinin dayattığı oyuncakları değil istediği oyuncakları al. Onları pembe ya da mavi değil istediği renklerle giydir. Onları kız ve erkek çocukların hep bir arada olduğu oyun alanlarında büyüt. Oğluna da ev işi yaptır, ilerde okumaya gittiğinde beyazlarla renklileri ayırabilsin, aç kalmasın, kendine yemek yapsın. Kızını güçlü bir kadın olarak yetiştir. Önce dış güzelliğine değil zekasına ve ruhuna sahip çıksın.

Ey kadın! Artık ölme, sen öldükçe geride kalanların canı her gün daha çok yanıyor.
Ruhun şad olsun Cansel, Özgecan, Esra, Alev, Mine ve daha duymadığımız onlarca güzel can. Bizler değişeceğiz. Sizin için değişeceğiz. Tecavüzcüleri, katilleri ve gözü dönmüşleri değiştiremediğimiz her saniye daha çok değişeceğiz ta ki huzuru bulana kadar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar