Merhaba

Çok sıkılıyorum, o kadar çok sıkılıyorum ki ananem olsa höfleme kızım günah derdi. Sıkılacağına eline bi örgü tığ bişey al da işle derdi. Hayatımda öyle bir şey yapmadığımı bildiği halde derdi. Grand ebeveny olmak bunu gerektirir çünkü. Biz onları öyle sevdik. Ha, anane örgü neymiş kitap oku desene bari desem o kitaplar çok yer kaplıyor pis duruyor atalım mı onları derdi. Gözleri parlardı valla. Neyse ananemi geçelim. İşte sıkıntıdan böyle patlıyorum.

Sizlere küçük şeylerin büyük hikayelerini anlatmaya karar verdim o yüzden. Yemin ederim yaparken sıkılmadığım tek şey yazmak.

Bir küçük milyon dolarlık çikolatanın hikayesini anlatacağım.




Kasım 2014, o zamanlar kıymetini yeterince bilmediğimden emin olduğum çok güzel bir ekiple Prag'tayız. Arada bir harita kavgası yapıyoruz, didişiyoruz, kayboluyoruz sonra tekrar bir araya geliyoruz. Güzel bir uyum içindeyiz. Öyle mutluyum ki sokaklarda 'adını dağlara yazdım' söyleyerek koşturuyorum, o kadar mutluyum yani. Sizin mutluluk kıstasınızda böyle bir şey olmayabilir ama bende var. Çok mutluyum artık saçmala eşiğindeyim demek bu bende.
Herneyse, günler geçiyor seyahatimiz bitme noktasına geliyor. İlk seyahatlerimizden biri olduğu için çok para harcamamaya çalışıyorum. Hani para var huzur yok yani, az az bozduruyorum. Cebimde kalan son Koruna'larla günlerdir camekanlarından geçerken iç çektiğimiz ama hiç de girip alışveriş yapmadığımız çikolatacılardan birine girip 'elimde bu kadar para kaldı buna ne gelir' diye soruyorum.
Gerçekten, samimiyim, buna ne gelir diyorum. Küçükken bi kere evde süt bittiğinde annem beni veresiye süt almaya bakkala yollamıştı da babamın soyadını bilmediğimden veresiye yazdıramayıp geri dönmüştüm. Çok utanmıştım, sonra annem gitti sütü kendisi aldı geldi. Meğer bi olayı yokmuş işin. Ondan beri böyle şeylerden utanmıyorum işte.


 Kadın bana o paraya bir parça çikolata gelir başka da bişey gelmez diyor. Sanıyor ki yılacağım, çekip gideceğim. Hıı öyle yok bi kere. O zaman bana bir parça çikolata verir misiniz diyorum. Gramı gramına ölçüyor şerefsiz. Türkiye'de olsa al bacım helali hoş olsun der yollarlar. Kadın bana bu yukarda gördüğünüz altın değerinde küçük ama yine de küçük çikolatayı verip bozukluklarımı alıyor, bir de üstüne utanmıyor bize pis bakışlar atıyor. Ben bir zafer gülüşüyle dışarı çıkarıp çikolatayı pay ediyorum. Kardeş kardeş yiyoruz. Paylaştıkça çoğalıyoruz.

Bu da böyle bir anımdır işte. Bazı çikolatalar çok değerli, değerli insanlarla paylaşıldığı için.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar